Bağımsız Denetim | Bağımsız Denetim İç Denetim Finasal Denetim Sitesi - Part 22

Bahis ve Kazanmak

Bahis ve Kazanmak
Bahis, Sonucu önceden belli olmayan ancak var olabilecek sonuçlara göre bazı kazanımlar sağlayan bir organizasyonun üçüncü kişiler tarafından gelecekteki sonuçlarını tahmin ederek sözkonusu kazanımları elde ettiği bir sistem bütünüdür. Türkiye’de ise bahis kavramı, spor müsabakalarının,kesin maç sonucunu, ilk yarı ile birlikte maçın kesin sonucunu, maçın skorunu ve toplam gol sayısının 2 ve altında mı yoksa 3 ve üstünde mi olduğunu tahmin etmek suretiyle oynanan bir oyundur.

Türkiye dışında ise bahis kavramı çok daha geniş bir alanı kapsamaktadır. Türkiye’nin aksine spor müsabakalarına bağlı kalmayan ve bir çok platformda farklı bahis oranları ile bahisçilere bahisler oynatan sistemdir. Bu bahis bürolarında, Türkiye’de en çok bilinen ve en popüler olan servis Bets10’dur. bets1, Yüksek bahis oranları ve olabildiğince farklı bahis seçenekleri ile Türkiye’deki  ve bahis oyuncularının büyük bir kitlesini cezbetmektedirler. Sadece spor bahisleri ile kalmayıp, bir çok oyun servisi ile bahis oynatarak,bahisçileri kendilerine çekebilmektedirler. Bu oyun servislerinden ise bir kaç örnek vermek gerekirse bunlar ; spor bahisler, canlı bahisler, gerçek kullanıcılar ile oynana poker uygulamaları ve canlı casino servisleridir.

Şirketlerde Yapı Değişikliği ve Ayni Sermaye Konulmasında Siciller Arası İşbirliğine İlişkin Tebliğ

Gümrük ve Ticaret Bakanlığından:

ŞİRKETLERDE YAPI DEĞİŞİKLİĞİ VE AYNİ SERMAYE KONULMASINDA

SİCİLLER ARASI İŞBİRLİĞİNE İLİŞKİN TEBLİĞ

Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı; birleşme, bölünme ve tür değiştirme gibi yapı değişiklikleri ile ayni sermaye konulması veya ticari işletmelerin devralınması sonucunda, tapu ve gemi sicili ile fikrî mülkiyete ilişkin sicillerde ve benzeri sicillerde kayıtlı bulunan mal ve hakların sahipliklerinde meydana gelen değişikliklerin ilgili sicillere bildirilmesini ve sicil kayıtları ile belgelerindeki gerekli değişikliklerin yapılmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemek, başvuruda bulunacak kişiler ve gerekli belgeleri belirlemektir.

Dayanak

MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ, 14/1/2011 tarihli ve 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 17 nci maddesi ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 210 uncu maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

MADDE 3 – (1) Bu Tebliğde geçen;

a) Bakanlık: Gümrük ve Ticaret Bakanlığını,

b) İlgili siciller: Tapu ve gemi sicilini, fikrî mülkiyete ilişkin sicilleri ve benzeri sicilleri,

c) Kanun: 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununu,

ç) Müdürlükler: Ticaret sicili müdürlüklerini,

d) Şirket sözleşmesi: Anonim ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde esas sözleşmeyi; kollektif, komandit ve limited şirketlerde şirket sözleşmesini ve kooperatiflerde ana sözleşmeyi,

ifade eder.

Müdürlüklerin ve ilgili sicilleri tutan kurumların bildirim yükümlülükleri

MADDE 4 – (1) Ticaret şirketlerinin Kanun hükümlerine göre birleşmelerinde devralan şirketin, bölünmelerinde ise bölünen şirket dışındaki bölünmeye katılan diğer şirketlerin kayıtlı olduğu müdürlükler tarafından; devrolunan veya bölünen şirketin malvarlığına dahil olan tapu, gemi ve fikri mülkiyet sicilleri ile benzeri sicillerde kayıtlı bulunan mal ve hakların, devralan şirketlerin adına tescilinin gecikmeksizin yapılması amacıyla, birleşme veya bölünme kararının tescili ile eş zamanlı olarak ilgili sicillere 5 inci maddede düzenlenen hususlar bildirilir.

(2) Ticaret şirketlerinin Kanun hükümlerine göre tür değiştirmelerinde, tür değiştiren şirketin malvarlığına dahil olan tapu, gemi ve fikri mülkiyet sicilleri ile benzeri sicillerde kayıtlı bulunan mal ve hakların yeni tür adına tescilinin gecikmeksizin yapılması amacıyla, tescili yapan müdürlük tarafından yeni türün tescili ile eş zamanlı olarak ilgili sicillere 5 inci maddede düzenlenen hususlar bildirilir.

(3) Kanun hükümlerine göre ticari işletmenin devrinde devredilen ticari işletmeye sürekli olarak özgülenmiş bulunan malvarlığına dahil olan; tapu, gemi ve fikri mülkiyet sicilleri ile benzeri sicillerde kayıtlı bulunan mal ve hakların devralan adına tescilinin gecikmeksizin yapılması amacıyla, tescili yapan müdürlük tarafından ticari işletmenin devrinin tescili ile eş zamanlı olarak ilgili sicillere 5 inci maddede düzenlenen hususlar bildirilir.

(4) Kanun hükümlerine göre bir ticaret şirketinin bir ticari işletmeye dönüştürülmesi halinde, şirketin malvarlığına dahil olan; tapu, gemi ve fikri mülkiyet sicilleri ile benzeri sicillerde kayıtlı bulunan mal ve hakların ticari işletme işletecek kişi veya kişiler adına tescilinin gecikmeksizin yapılması amacıyla, tescili yapan müdürlük tarafından ticari işletmenin tescili ile eş zamanlı olarak ilgili sicillere 5 inci maddede düzenlenen hususlar bildirilir.

(5) Kanunun 128 inci maddesine göre bir ticaret şirketine ayni sermaye olarak konulan ve tapu, gemi ve fikri mülkiyet ile benzeri sicillerde kayıtlı bulunan mal ve hakların şirket adına tescilinin gecikmeksizin yapılması amacıyla; tescili yapan müdürlük tarafından şirketin tescili ile eş zamanlı olarak ilgili sicillere 5 inci maddede düzenlenen hususlar bildirilir.

(6) Kanuna uygun olarak yapılmış bir ticaret şirketi sözleşmesinde; ayni sermaye olarak konulan mal ve hakların ilgili sicillere şirkete ayni sermaye olarak konulduklarını belirten bir şerh verilerek belirgin duruma getirilmesine rağmen, ilgili müdürlükçe tescil edilinceye kadar söz konusu mal ve hakların başkasına devredilmesi veya üzerinde ayni bir sınırlama getirilmesi halinde ilgili sicilleri tutan kurumlar durumu derhal ilgili müdürlüğe bildirir. Bildirim üzerine, müdürlük bu hususu gerekçe olarak belirterek tescil talebini reddeder.

Bildirilecek hususlar ve bildirimin şekli

MADDE 5 – (1) Müdürlüklerce ilgili sicillere 4 üncü madde uyarınca yapılacak bildirimlerde, bildirime konu olan işlem açıkça belirtilmek suretiyle aşağıdaki hususlar yer alır:

a) Mülkiyet değişikliğine konu olan mal ve hakların ilgili sicillerdeki kayıtlarına ilişkin bilgileri,

b) Ayni sermaye konulması sonucu mülkiyet değişikliğine konu olan mal ve hakların mahkemece atanan bilirkişi tarafından tespit edilmiş değeri; birleşme, bölünme ve tür değişikliğinde ise mülkiyet değişikliğine konu olan mal ve hakların yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir, denetime tabi şirketlerde ise denetçi tarafından tespit edilmiş değeri,

c) Sermaye şirketlerinin kuruluşu sırasında bir ticari işletmenin ve/veya bazı ayni varlıkların devralınması halinde, mülkiyet değişikliğine konu olan mal ve hakların mahkemece atanan bilirkişi tarafından tespit edilmiş değeri,

ç) Ticari işletmelerin bir ticaret şirketine devrolmak suretiyle birleşmeleri ile ticaret şirketlerinin birleşme ve bölünmelerinde, mal ve hakları devralan şirketlerin unvanı, adresi, ticaret sicil numarası, ortaklık yapısı, şirketi temsile yetkili olanların adı, soyadı ve T.C. kimlik numarası ile devrolunan ve bölünen şirketlerin unvanı ve ticaret sicili numarası,

d) Bir ticaret şirketinin kuruluşunda ayni sermaye konulması durumunda şirketin kuruluşunun tescil edildiği, şirketin unvanı, adresi, ticaret sicili numarası, ortaklık yapısı ile şirketi temsile yetkili olanların adı, soyadı ve T.C. kimlik numarası,

e) Bir ticaret şirketine sermaye artırımında ayni sermaye konulması halinde sermaye artırımının tescil edildiği, şirketin unvanı, adresi, ticaret sicili numarası, ortaklık yapısı ile şirketi temsile yetkili olanların adı, soyadı ve T.C. kimlik numarası,

f) Bir ticaret şirketinin tür değiştirmesi durumunda yeni türün tescil edildiği, eski ve yeni türün unvanı ile yeni türün adresi, ticaret sicili numarası, ortaklık yapısı, şirketi temsile yetkili olanların adı, soyadı ve T.C. kimlik numarası,

g) Bir ticaret şirketinin bir ticari işletmeye dönüşmesi halinde, ticari işletmenin tescil edildiği, ticari işletmeyi işleteceklerin adı ve soyadı, vatandaşlığı, ticari işletmenin adresi ve faaliyet konusu ile ticari işletmeye dönüşen şirketin unvanı ve ticaret sicili numarası,

ğ) Bir ticari işletmenin bir ticaret şirketine dönüşmesi halinde, ticaret şirketinin tescil edildiği, şirketin unvanı, adresi, ticaret sicili numarası, ortaklık yapısı ile şirketi temsile yetkili olanların adı, soyadı ve T.C. kimlik numarası,

(2) Birinci fıkra gereğince yapılacak bildirimlere yeni hak sahibi şirketin şirket sözleşmesi ile değerlemeye ilişkin raporların birer örneği eklenir.

(3) Bildirimler yazılı şekilde yapılır. Müdürlükler ve ilgili siciller tarafından güvenli elektronik iletişim alt yapısı ile karşılıklı entegrasyonun sağlanması durumunda, bildirimler elektronik ortam üzerinden de yapılabilir.

Bildirim üzerine ilgili sicillerde yapılacak işlemler

MADDE 6 – (1) Müdürlüklerin bildirimini alan ilgili sicili tutan kurum tarafından, kendi kayıtlarında resen işlem yapılabilmesine imkan tanıyan durumlarda mal ve haklar yeni sahipleri adına tescil edilir. Resen tescilin mümkün olmadığı durumlarda ise; ilgili sicil memurluğunca bildirimin alındığı anda kendi kayıtlarına, mal ve hakların geçişinin dayanağı olan işlemin Kanun hükümlerine göre tamamlandığına ilişkin şerh konulur ve ilgililerin başvurusu üzerine gerekli harç ve giderler alındıktan sonra, mal ve hakların yeni sahipleri adına tescili yapılır.

(2) İlgili sicillerde; müdürlükler tarafından bildirilen mal ve haklar üzerinde, ilgili sicili tutan kurumların bildirimi aldığı andan itibaren, eski hak sahiplerinin, yeni hak sahipleri aleyhine sonuç doğuracak taleplerine ilişkin işlem yapılamaz.

Yürürlük

MADDE 7 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 8 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Gümrük ve Ticaret Bakanı yürütür.

Bankacılık ve Yüksek Lisans Programı

  • Yapı Kredi Bankacılık Akademisi üniversite işbirliklerine hız verdi.
  • ‘Yüz Hatlarım Artık Daha Düz’
  • Sektörün en iyi bankacılarını yetiştirmek amacıyla 2008 yılında kurulan Yapı Kredi Bankacılık Akademisi üniversite işbirliklerine devam ediyor. Yapı Kredi Bankacılık Akademisi son olarak İstanbul Bilgi Üniversitesi ile yaptığı işbirliğiyle markalandırılmış Bankacılık ve Yüksek Lisans Programı’nı başlattı.
  • Türk ekonomisinin gelişiminde en önemli adımlardan biri sayılabilecek özel sektör-üniversite işbirlikleri konusunda Yapı Kredi Bankacılık Akademisi kararlı ve kalıcı adımlar atmaya devam ediyor. Sektörün en iyi bankacılarını yetiştirmek vizyonuyla kurulan Yapı Kredi Bankacılık Akademisi gerçekleştirdiği eğitimlerin yanı sıra 8 üniversite ile de işbirliğine gitti.
  • Bugüne kadar Bahçeşehir Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Koç Üniversitesi, Özyeğin Üniversitesi, Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi ve Yeditepe Üniversitesi ile “çekirdekten bankacı” yetiştirmek için kurumsal işbirliklerini hayata geçiren Yapı Kredi Bankacılık Akademisi, son olarak İstanbul Bilgi Üniversitesi ile önemli bir çalışmaya daha imza attı. Bu işbirliği ile İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Bankacılık ve Finans Yüksek Lisans Programı başlatıldı.
  • Bu yıl 55 kişi programdan yararlandı
  • Yapı Kredi Bankacılık Akademisi Direktörü Saynur Önen, İstanbul Bilgi Üniversitesi iş birliği ile finans alanındaki markalandırılmış Bankacılık ve Finans Yüksek Lisans Programı’nı başlattıklarını söyledi. Yönetici sunumları, seminerler ve karma eğitim yöntemleri ile zengin bir program sunulduğu bilgisini veren Saynur Önen, hedeflerinin iş dünyasının bilgi birikimini akademik dünya ile birleştirmek olduğunu belirtti. Yapı Kredi olarak program boyunca öğrencilere staj, burs ve proje çalışmalarında ekip üyesi olmak gibi farklı imkanlar sunduklarının altını çizen Saynur Önen, şu bilgileri verdi: “Bankacılık ve Finans Yüksek Lisans Programı; bankacılık sektörü çalışanları, bu sektörde kariyer hedefleyen yeni mezunlar ve hatta kariyer yolunu değiştirmeyi hedefleyen farklı sektör çalışanları tarafından tercih ediliyor. Program 2011 -2012 akademik yılının 2. döneminde 55 kişinin katılımıyla gerçekleştirildi. Yeni dönem başvuruları ise halen devam ediyor. Katılımcılar arasında bankamız çalışanları olduğu gibi başka banka çalışanları da bulunuyor.”
  • Öte yandan, bu yılın başında Türkiye’de finans alanındaki bilimsel araştırmaları desteklemek ve bankacılık sektörü ile akademik dünya arasındaki ilişkileri güçlendirmek amacıyla Koç Üniversitesi’nde bir Finans Kürsüsü Profesörlüğü kurduklarını hatırlatan Saynur Önen, burada da uluslararası alanda tanınmış ve kendini ispatlamış bilim insanları tarafından verilen eğitimlerin analizler, olay incelemeleri ve teorik kaynaklarla desteklendiğini kaydetti.
  • “Çekirdekten bankacı ve kaliteli insan kaynağı yetiştirmek için Türkiye’nin önde gelen tüm üniversiteleri ile çeşitli işbirliklerini hayata geçirdik” diyen Saynur Önen, diğer üniversitelerle olan işbirlikleri hakkında ise şu bilgileri verdi: “Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi ile Bilişim Teknolojileri Uzmanı Eğitimi, Bahçeşehir Üniversitesi ile de Finansta Bilişim Teknolojileri Uygulamaları Eğitimi konusunda işbirliği yaptık. Bunların yanı sıra şube müdürü adaylarımızın katıldığı, Özyeğin Üniversitesi işbirliğiyle gerçekleştirdiğimiz Mini MBA programı, Boğaziçi, Koç, Bahçeşehir, İstanbul Teknik ve Yeditepe üniversiteleriyle işbirliği içerisinde hazırladığımız sertifika programları da düzenliyoruz.”

Halka Açık Olmayan Şirketlerde Kayıtlı Sermaye Sistemine İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ

19 Ekim 2012 CUMA Resmî Gazete

Sayı : 28446

TEBLİĞ

Gümrük ve Ticaret Bakanlığından:

HALKA AÇIK OLMAYAN ŞİRKETLERDE KAYITLI SERMAYE

SİSTEMİNE İLİŞKİN ESASLAR HAKKINDA TEBLİĞ

Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı, şirketlerin kayıtlı sermaye sistemini kabul etmelerine, kayıtlı sermaye sistemine geçmelerine, bu sistemde sermayelerini artırmalarına, kayıtlı sermaye tavanını yükseltmelerine, sistemden çıkmalarına veya çıkarılmalarına, yönetim kurulunun imtiyazlı ve primli paylar ihracına, rüçhan haklarını sınırlamasına ve diğer hususlara ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.

Kapsam

MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ hükümleri, kayıtlı sermaye sistemini kabul eden halka açık olmayan anonim şirketleri kapsar.

Dayanak

MADDE 3 – (1) Bu Tebliğ, 14/1/2011 tarihli ve 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrasına dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

MADDE 4 – (1) Bu Tebliğde geçen:

a) Bakanlık: Gümrük ve Ticaret Bakanlığını,

b) Başlangıç sermayesi: Kayıtlı sermaye sistemini kabul eden şirketlerde, kuruluşta veya kayıtlı sermaye sistemine ilk geçildiğinde sahip olunması zorunlu sermayeyi,

c) Çıkarılmış sermaye: Çıkarılmış payların tümünün itibari değerlerinin toplamını temsil eden sermayeyi,

ç) Genel Müdürlük: İç Ticaret Genel Müdürlüğünü,

d) Halka açık olmayan anonim şirket: 28/7/1981 tarihli ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu uyarınca, pay senetleri halka arz edilmiş olmayan veya halka arz edilmiş sayılmayan anonim şirketleri,

e) Kanun: 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununu,

f) Kayıtlı sermaye: Şirketlerin, Kanunun esas sermaye sistemindeki sermayenin artırılmasına ilişkin hükümlerine tabi olmaksızın yönetim kurulu kararı ile yeni pay çıkarmak suretiyle ulaşabilecekleri azami sermaye tavanını gösteren ve esas sözleşmelerinde yer alan sermayeyi,

ifade eder.

Kayıtlı sermaye sistemini kabul etme ve bu sisteme geçme şartları

MADDE 5 – (1) Başlangıç sermayesi en az yüzbin Türk Lirası olan şirketler; Bakanlıktan izin almak şartıyla kuruluşta kayıtlı sermaye sistemini kabul edebilirler veya sonradan esas sözleşmelerini değiştirerek kayıtlı sermaye sistemine geçebilirler.

(2) Kayıtlı sermaye sistemine geçecek şirketlerde çıkarılmış sermayenin tamamının ödenmiş olması ve sermayenin karşılıksız kalmamış olması şarttır. Kuruluşta kayıtlı sermaye sistemini kabul edecek şirketlerde ise başlangıç sermayesinin tamamının ödenmiş olması gerekir.

(3) Kayıtlı sermaye sistemini kabul etmek veya bu sisteme geçmek isteyen şirketlerin esas sözleşmelerinde en az;

a) Başlangıç sermayesi,

b) En fazla beş yıl olmak üzere yönetim kuruluna verilen sermayeyi kayıtlı sermaye tavanına kadar artırma yetkisinin süresi, sürenin başlangıç ve bitiş tarihleri,

c) Kayıtlı sermaye tavanı,

ç) Yönetim kurulunun sermaye artırımına ilişkin kararının ne şekilde ilan edileceği,

hususlarının belirtilmesi zorunludur.

(4) Yönetim kuruluna imtiyazlı veya itibari değerinin üzerinde pay çıkarma ya da rüçhan haklarını sınırlandırma yetkisi verilecek ise, buna ilişkin hükümlerin de esas sözleşmede yer alması zorunludur.

(5) Kayıtlı sermaye tavanı başlangıç sermayesinin beş katından fazla olamaz. Kayıtlı sermaye tavanı, çıkarılmış sermayenin kayıtlı sermaye tavanına ulaşıp ulaşmadığına bakılmaksızın esas sözleşme değiştirilerek yükseltilebilir. Kayıtlı sermaye sisteminin kabul edilmesinden veya sisteme geçilmesinden sonra izleyen dönemlerde kayıtlı sermaye tavanı, esas sözleşmenin değiştirileceği genel kurul toplantısı sırasındaki çıkarılmış sermayenin en fazla beş katı olarak belirlenebilir.

(6) Üçüncü fıkranın (b) bendi uyarınca yönetim kuruluna tanınan yetki süresinin dolmasından sonra, yönetim kurulunun sermaye artırımı kararı alabilmesi için esas sözleşmenin değiştirilerek yönetim kuruluna yeniden yetki süresi belirlenmesi şarttır. En geç yetki süresinin dolduğu yıl genel kurul toplantısında yetki süresine ilişkin esas sözleşme değişikliği yapmayan şirketler kayıtlı sermaye sisteminden çıkmış sayılırlar. Esas sözleşmede belirlenen yetki süresi içinde yönetim kurulunun değişmesi, yönetim kuruluna verilen yetkiyi ortadan kaldırmaz.

(7) Kuruluşu ve esas sözleşme değişikliği Bakanlık iznine tabi olan şirketlerin dışındaki şirketlerde, kayıtlı sermaye tavanının arttırılmasına ve sermaye artırımı hususunda yönetim kuruluna verilen yetkinin süresinin uzatılmasına ilişkin esas sözleşme değişiklikleri Bakanlığın iznine tabi değildir.

(8) Kayıtlı sermaye sisteminden çıkmış sayılan şirketlerin bundan sonra gerçekleştirecekleri sermaye artırımlarında, Kanunun esas sermayenin artırılmasına dair hükümleri uygulanır.

Genel Müdürlüğe başvuru ve Bakanlık izni

MADDE 6 – (1) Kayıtlı sermaye sistemini kabul etmek veya bu sisteme geçmek isteyen şirketler, Genel Müdürlüğe başvurarak izin alırlar. Bu izin; Kanunun 333 üncü maddesi uyarınca kuruluşu ve esas sözleşme değişikliği izne tabi olan şirketlere, kuruluş veya esas sözleşme değişikliği izni ile birlikte verilir. Kayıtlı sermaye sistemine kabul edilmesine veya bu sisteme geçmesine izin verilen şirketlerin kayıtlı sermaye tavanı içinde yapacakları sermaye artırımlarında Bakanlık izni aranmaz.

(2) Kuruluşta kayıtlı sermaye sistemini kabul edecek şirketler izin başvurusunda;

a) Şirket kurucularının imzaları noterce onaylanmış esas sözleşme örneğini,

b) Başlangıç sermayesinin tamamen ödendiğine dair banka mektubunu,

c) Esas sözleşme ile yönetim kuruluna imtiyazlı veya itibari değerinin üzerinde pay çıkarma veya rüçhan hakkını sınırlandırma yetkilerinin verilmesi halinde, bunların ve kayıtlı sermaye sisteminin kabul edilmesinin gerekçelerini içeren kurucular tarafından imzalanmış beyanı,

dilekçe ekinde vereceklerdir.

(3) Kayıtlı sermaye sistemine geçmek isteyen şirketler izin başvurusunda;

a) Yürürlükte bulunan, tüm değişiklikleri içeren ve tek bir metin haline getirilmiş, şirketi temsile yetkili kişilerce onaylanmış esas sözleşme örneğini,

b) Şirket yönetim kurulunca hazırlanmış esas sözleşmede yer alacak kayıtlı sermaye maddesi taslağı ile esas sözleşmesinin kayıtlı sermaye sistemine uyum sağlaması için değişmesi gereken diğer maddelerine yönelik değişiklik taslaklarını,

c) Şirket sermayesinin tamamen ödendiğine ve sermayenin karşılıksız kalmadığına ilişkin yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir raporunu,

ç) Son üç yıla ait bilanço ve gelir tablosunu,

d) Esas sözleşme ile yönetim kuruluna imtiyazlı veya itibari değerinin üzerinde pay çıkarma veya rüçhan hakkını sınırlandırma yetkilerinin verilmesi halinde, bunların ve kayıtlı sermaye sistemine geçilmesinin gerekçelerini içeren şirketi temsile yetkili kişilerce imzalanmış beyanı,

e) Bağımsız denetime tabi olan şirketlerde denetleme raporunu,

dilekçe ekinde vereceklerdir.

(4) Şirketlerin başvuruları ile ilgili Genel Müdürlükçe yapılacak değerlendirmelerde, Kanunun genel amaç ve ilkeleri, bu Tebliğ hükümleri, piyasanın gerekleri, kayıtlı sermaye sisteminin gayesi, ortakların hak ve yararları, şirketin yasal yükümlülüklere uyma durumu gibi hususlar göz önünde bulundurulur.

Bakanlık izninden sonra yapılacak işlemler

MADDE 7 – (1) Kayıtlı sermaye sistemine geçmek için Bakanlıktan izin alındıktan sonra genel kurul usulüne uygun olarak toplantıya çağrılır. Genel kurul, Kanunun 421 inci maddesinin birinci fıkrasındaki nisaplarla, şirketin kayıtlı sermaye sistemine geçilmesine ilişkin esas sözleşme değişikliklerini karara bağlar.

(2) Kayıtlı sermaye sistemine geçiş, yönetim kuruluna verilen yetki süresinin uzatılması veya kayıtlı sermaye tavanının artırılmasına ilişkin olarak yapılacak esas sözleşme değişikliklerinin, imtiyazlı pay sahiplerinin haklarını ihlal edici nitelikte olması halinde, bu kararın anılan pay sahiplerinin yapacakları özel bir toplantıda onanması zorunludur. Bu durumda Kanunun 454 üncü maddesi hükmü uygulanır.

(3) Genel kurulca onaylanan esas sözleşme değişiklikleri ticaret siciline tescil ve ilan ettirilir.

Kayıtlı sermaye sisteminden çıkma ve çıkarılma

MADDE 8 – (1) Kayıtlı sermaye sistemini kabul eden veya bu sisteme geçen şirketlerin, esas sözleşmelerinde belirlenen süre dolmadan önce bu sistemden çıkmak istemeleri halinde, yönetim kurulunca esas sözleşme değişiklik taslağı hazırlanarak Genel Müdürlüğe başvurulur. Bakanlığın bu konudaki izni ve Kanunun 421 inci maddesinin birinci fıkrasındaki nisaplara uygun olarak alınan genel kurul kararı üzerine sistemden çıkılabilir. Buna ilişkin esas sözleşme değişikliği ticaret siciline tescil ve ilan ettirilir.

(2) Kayıtlı sermaye sisteminden çıkmış sayılan şirketlerin, bu tarihten sonra esas sermaye sistemi uyarınca yapacakları sermaye artırımına bağlı esas sözleşme değişikliği sırasında, kayıtlı sermaye sistemine ilişkin hükümleri esas sözleşmeden çıkarılır.

(3) Kayıtlı sermaye sisteminin amacı dışında; ortakların ve diğer tasarruf sahiplerinin istismarına yol açacak şekilde kullandığı anlaşılan, ortaklık yapısı nedeniyle bu sisteme ihtiyaç duymaksızın kolayca sermaye artırımı yapabilecek durumda olan ve bu sisteme geçişte aranan diğer nitelikleri yitiren şirketler Bakanlık tarafından sistemden çıkartılabilir. Kayıtlı sermaye sisteminden çıkan veya çıkartılan şirketler, çıkış tarihinden itibaren en az 2 yıl geçmeden yeniden sisteme kabul edilmezler. Ancak, şirket yönetiminin değişmesi veya kayıtlı sermaye sisteminden çıkma veya çıkartılma sebeplerinin ortadan kalktığının ispatlanması şartıyla, şirketlerin başvurusu üzerine 2 yıllık sürenin dolması beklenmeksizin şirketlerin yeniden kayıtlı sermaye sistemine geçmelerine Bakanlıkça izin verilebilir.

Kayıtlı sermaye sisteminde sermayenin artırılması

MADDE 9 – (1) Yönetim kurulu sermaye artırımında; artırıma ilişkin aldığı kararı, çıkarılmış sermayeyi gösteren esas sözleşme maddesinin yeni şeklini, yeni payların itibarî değerlerini, cinslerini, sayılarını, imtiyazlı olup olmadıklarını, imtiyazlı paylara ve rüçhan haklarına ilişkin sınırlamaları ve kullanılma şartları ile süresini, prime dair kayıtları ve bunun uygulanması hakkındaki kuralları esas sözleşmede öngörüldüğü şekilde ilan eder ve internet sitesi oluşturma yükümlülüğüne tabi şirketlerde internet sitesinde yayımlar.

(2) Yönetim kurulunun sermaye artırımına ilişkin kararında;

a) Artırılan sermayenin tutarı,

b) Çıkarılacak yeni payların itibari değerleri, sayıları, cinsleri, primli ve imtiyazlı olup olmadıkları,

c) Rüçhan hakkının sınırlandırılıp sınırlandırılmadığı, kullanılma şartları ile süresi,

ç) Gerekli görülen diğer hususlar,

belirtilir.

(3) Sermaye artırımının mevzuata uygun olarak gerçekleştirilmesinden sonra, sermaye artırımına ilişkin yönetim kurulu kararı ile çıkarılmış sermayeyi gösteren esas sözleşme maddesinin yeni şekli, yönetim kurulunca tescil ve ilan ettirilir.

(4) Sermaye artırımının iç kaynaklı olması durumunda kayıtlı sermaye tavanı aşılabilir. Dış kaynaklı sermaye artırımı yoluyla kayıtlı sermaye tavanı aşılamaz.

(5) Kayıtlı sermaye tavanına ulaşıldıktan sonra, yeni tavan belirlenmeden yönetim kurulu kararı ile sermaye artırımı yapılamaz.

(6) Sermaye artırımı sırasında, yönetim kurulu kararı ile imtiyazlı veya itibari değerinin üzerinde pay çıkarılabilmesi, pay sahiplerinin yeni çıkarılacak paylara ilişkin rüçhan haklarının veya imtiyazlı pay senedi sahiplerinin haklarının sınırlandırılabilmesi için esas sözleşmeyle bu hususlarda yönetim kurulunun yetkilendirilmiş olması şarttır.

(7) Yönetim kurulunun yeni çıkarılacak paylara ilişkin rüçhan haklarını kısıtlama yetkisi, pay sahipleri arasında eşitsizliğe yol açacak şekilde kullanılamaz.

Yürürlük

MADDE 10 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 11 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Gümrük ve Ticaret Bakanı yürütür.

KONYA SMMM ODASI 12. ANADOLU ODALARI EĞİTİM SEMİNERİ

 

  • KONYA SMMM ODASI 12. ANADOLU ODALARI EĞİTİM SEMİNERİ
  • AÇILIŞ KONUŞMASI
  • YMM. Nail SANLI TÜRMOB Genel Başkanı
  • 9 Ekim 2012, Antalya
  • Sayın Başkanlar, Hocalarım, Değerli Konuklar, Sevgili Meslek Mensupları,
  • Konya Odamız tarafından bu yıl onikincisi düzenlenmekte olan Anadolu Odaları Eğitiminin açılışında bulunmaktan duyduğum memnuniyeti dile getirerek sözlerime başlamak istiyorum. Konya Odamızın bu geleneksel hale gelmiş Seminerinin her geçen yıl farklı mesleki ve akademik konularla yapılıyor olması muhasebe meslek camiasının üst örgütü TÜRMOB olarak bizi mutlu ediyor ve gururlandırıyor. Başta Oda Başkanı İsmail Bey ve tüm emeği geçenlere bu semineri geleneksel hale getirdikleri için teşekkür ediyorum.
  • Bu seminerde Hocalarımız, konunun uzmanları ve bürokratlar yeni TTK, Uluslararası Finansal Raporlama Standartları ve Bağımsız Denetim konularında güncel bilgileri bizlere aktaracaklar.
  • Ben de müsaadenizle bu konularda ki görüşlerimizi sizlerle paylaşmak istiyorum.
  • Değerli Konuklar,
  • İşletmelerimizin uluslararası piyasalara daha rahat entegre olabilmeleri, şeffaflaşabilmeleri ve kurumsal bir yapıda faaliyetlerini yürütebilmeleri için uzun bir hazırlık dönemi sonrası 14 Şubat 2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu (yeni TTK) finansal raporlama ve bağımsız denetim alanında devrim niteliğinde düzenlemeler getirmekteydi.
  • Ancak, maalesef 6335 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle finansal raporlama ve bağımsız denetim alanında yeni TTK önemli bir yara almıştır. Zira; ülkemizdeki işletmelerin yaklaşık %99,2′ sini oluşturan KOBİ’ler bağımsız denetime tabi iken (anonim şirket bazında yaklaşık 90.000 şirket bu kapsamdaydı), 6335 sayılı yasa ile bağımsız denetime tabi olacak şirketlerin Bakanlar Kurulunca belirlenmesi yönünde bir düzenleme değişikliği yapılmıştır.
  • Duyumlarımıza göre; hazırlık aşamasında olan Bakanlar Kurulu Kararında zaten hali hazırda bağımsız denetime tabi; halka açık, sermaye piyasasında faaliyette bulunan işletmeler ile sermaye piyasası kurumları, bankalar ve sigorta şirketleri yanı sıra bağımsız denetime tabi olma kriteri şu şekilde düşünülmektedir:
  • Aşağıda yer alan üç ölçütten en az ikisini sağlayan sermaye şirketleri bağımsız denetime tabi olacaktır. Bunlar;
  • > Aktif büyüklüğü 150 milyon ve üstü TL olmak,
  • > Yıllık net satış hasılatı 200 milyon ve üstü TL olmak,
  • > Çalışan sayısı 500 ve üstü olmak.
  • Bu kriterlere baktığımızda, toplam yaklaşık denetlenebilir 700.000 sermaye şirketinin sadece 1500-1600 civarının bağımsız denetime tabi olacağı anlaşılmaktadır.
  • Ayrıca, yeni TTK hükümlerine göre, bağımsız denetime tabi olmayan bu şirketlerin finansal tablo üretme yükümlülükleri ise devam etmektedir. Finansal tablo tüm kesimlerin ihtiyacı için üretilmekte ve bağımsız denetim ile sigortalanmaktadır. 6335 sayılı yasa ile değişik TTK mad.64 ile defterlerin Vergi Usul Kanunu kapsamında tutulmasına yönelik geri bir adım atılmış oldu. Mad.69’da ise finansal tabloların Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun hazırlanacağı yer almaktadır. Bu durum çift finansal tablo ve çok başlılığa geri dönmek demektir. Söz konusu değişikliği hiç bir kesim sahiplenmezken, neden olarak siyasi tercih ve kararlar gösterilmektedir. Bizim görüşümüze göre ise muhasebe ve denetim uygulamalarında siyasi karar ve tercihlerin yeri olmamalıdır. Aksi takdirde uluslararası standartlardan uzaklaşmış oluruz. 6335 sayılı yasa ile değiştirilen yeni TTK maddeleri arasında çelişkiler ortaya çıkmış ve Kanunun zemini ve omurgası kaymıştır. Birbiriyle ilintisi nakış gibi işlenmiş yeni TTK’nın maddeleri arasındaki bağ 6335 sayılı Yasa değişikliği ile kopmuştur.
  • Dolayısıyla finansal raporlama ve bağımsız denetim alanında yeni Türk Ticaret Kanunu önemli anlamda tırpanlanmıştır. Başlangıçta beklediğimiz şirketlerimizin şeffaflaşması, kurumsallaşması ve uluslararası piyasalara açılması zamana bırakılmış, ötelenmiştir. Sonuçta, ülke olarak bir fırsatı daha elimizin tersiyle itmekteyiz.
  • Üstelik, şu haliyle denetim alanında eski Türk Ticaret Kanunun var olan iyi- kötü murakıplık sistemi de ortadan kalktı ve sermaye şirketleri tamamen denetimsiz kaldılar. Bu durumun ülkemizin finansal raporlama ve bağımsız denetim alanındaki uygulamalarına ve prestijine yakışmadığını düşünüyoruz.
  • Bu durum ilgili kesimlerin yeni Kanun ve getirdiği düzenlemelere karşı olan zevk, dinamizm ve heyecanı da azaltmıştır.
  • Sayın Katılımcılar,
  • KOBİ’lerin finansal raporlama standartları ve bağımsız denetim uygulamalarının dışında kalması, bankacılık sektörünün Basel II ve Basel III kriterleri açısından da bir aykırılık teşkil etmektedir. Zira, bankacılık sektörünün bu evrensel kriterleri şeffaflık ve kurumsal yönetim kavramlarını ön plana çıkarmıştır.
  • KOBİ bilançolarının kredilendirmeye uygun olmaması, kayıt dışı işlemlerin bulunması KOBİ’lerin derecelendirme aşamasında yaşayacakları zorlukların başında gelmekte ve düşük derecelendirme notu nedeniyle kredi temininde güçlüklerle karşılaşmaktadırlar. KOBİ’erin en iyi dereceyi alabilmeleri ise sağlıklı bir finansal raporlama sistemi ve bağımsız denetim ile mümkündür.
  • KOBİ’lerin bağımsız denetim de dahil sağlıklı bir finansal raporlama sistemine sahip olmalarının çok çeşitli faydaları bulunmaktadır:
  • > Daha kolay finansman temini ve halka açılma,
  • > Finansal itibar
  • > Sermaye maliyetinin azaltılması
  • Bu faydaları çok açık ve net bir şekilde iş alemine ve KOBİ’lere anlatıyoruz ve anlatmaya devam edeceğiz.
  • Basel II ve Basel III kriterlerine göre, bankalar kredi taleplerini değerlendirirken müşteri şirketlerin uluslararası standartlara göre bağımsız denetimden geçmiş finansal tablolarını esas almaktadırlar. Bu nedenle kredi almak isteyen bir KOBİ için finansal tablolarını uluslararası standartlara göre hazırlaması ve bağımsız denetimden geçirtmesi evrensel bir gereklilik halini almıştır. Global ekonomik dünyanın bir parçası olarak ülkemiz KOBİ’lerinin de, uluslararası düzeyde pazar paylarını artırabilmeleri ve şeffaf bir yapıda kredi temin edebilmeleri açısından bu gerekliliğin, yani bağımsız denetimin, dışında kalmaları düşünülemez.
  • Sayın Konuklar,
  • Muhasebe meslek mensupları olarak biz, bağımsız denetime tabi olacak şirketlerin sayısının daha geniş tutulmasını ve bu şirketlerimizin biran önce çağdaş finansal raporlama ve bağımsız denetimle tanışarak şeffaflaşmalarını ve dış pazarlara açılmalarını istiyoruz.
  • Biz KOBİ’lerin Gelişen İşletmeler Piyasasında halka açılmaları için kaliteli ve çağdaş bir finansal raporlama uygulamasına, bağımsız denetime tabi olmalarını bekliyoruz.
  • Değerli Meslektaşlarım,
  • 660 sayılı KHK ile muhasebe standartları ve bağımsız denetim alanında yeni düzenlemeler bizi bekliyor. Bu düzenlemelerin başında şu anda taslak halinde görüşlere açılmış olan Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun (KGK) hazırladığı “Bağımsız Denetim Yönetmeliği” gelmektedir.
  • 2000’li yılların başlarında ABD’de yaşanan Enron skandalı sonrası şirketlerin finansal tablolarının doğruluğu ve güvenilirliğinin temel sigortası olan bağımsız denetim uygulamaları sorgulanmaya başlanmıştır. Bu kapsamda öncelikle ABD’de ve sonrasında Avrupa Birliği ve tüm dünya ülkelerinde bağımsız denetimin kalitesini ortaya koymak üzere Kamu Gözetim Kurullarının oluşturulmaya başlandığı görülmektedir. Bu gelişmeler kapsamında ülkemizde de 660 sayılı KHK ile Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu oluşturulmuş oldu. Bu uluslararası gelişmeler çerçevesinde beklenen bir gelişmeydi.
  • 660 sayılı KHK genel olarak incelendiğinde muhasebe mesleği ile ilgili olarak;
  • > “muhasebe standartları”,
  • > “denetim standartları” ve
  • > “kamu gözetimi”
  • olmak üzere 3 temel konu üzerinde düzenlemeler getirerek, bu 3 alanda yetkili tek ve güçlü bir otorite kurulmasını amaçlayan bir KHK özelliği taşımaktadır. Bu açıdan yeni Kurula uluslararası uygulamalardan çok farklı olağanüstü bir güç verilmesine neden olduğu görülmektedir.
  • Başta ABD’de ve sonrasında Avrupa Birliği ve diğer ülkelerde uygulamaya geçen Kamu Gözetim Kurullarının esas işlevi bağımsız denetim faaliyetinin gözetimini yapmaktır.
  • 660 sayılı KHK ile kurulan Kamu Gözetim Kurulunu diğer ülke Kamu Gözetim Kurullarından ayıran temel özellik, bizim Kurulumuzun hem muhasebe standardını, hem denetim standardını belirlemesi, hem de bağımsız denetimin kural ve esaslarını belirleyip, bağımsız denetimin gözetimini yapmasıdır. Uluslararası uygulamalar incelendiğinde ise; muhasebe standardını, denetim standardını belirleyen kurumlar ile bağımsız denetimin gözetimini yapan kurumun farklı kurumlar oldukları görülmektedir. Böyle olması olası çıkar çatışmalarının engellenmesi açısından gerekli görülmektedir. Örneğin; ABD’de muhasebe standartlarını FASB adlı Finansal Muhasebe Standartları Kurulu belirlerken, bundan tamamen bağımsız Amerikan muhasebe meslek örgütü AICPA-Amerikan Mali Müşavirler Enstitüsü denetim standartlarını belirlemekte, denetim uygulamalarının gözetimi ise PCAOB adlı kamu kurumu niteliğindeki ve bizim yeni Kurulumuza muadil Kamu Gözetim Kurulu tarafından yürütülmektedir.
  • Dolayısıyla bizde Kamu Gözetimi Kurulu aslında uluslararası uygulamalarda meslek örgütlerinin belirlediği denetim standartlarını belirleme yetkisini de kendi uhdesine almıştır. Aslında olması gereken denetim standartlarının meslek örgütümüz TÜRMOB tarafından, bizim tarafımızdan belirlenmesidir.
  • Değerli Arkadaşlarım,
  • 660 sayılı KHK; ülkemizde bulunan bağımsız denetim alanındaki parçalı, çok başlı ya da bölüntülenmiş olarak ifade ettiğimiz yapının sona ermesine neden olmuştur. Zira ülkemizde çeşitli alanları düzenleyen SPK, BDDK, Hazine Müsteşarlığı, EPDK vb kurum ve kuruluşların bağımsız denetime ilişkin farklı düzenleme ve uygulamaları ve meslek mensuplarımızı (SMMM ve YMM ruhsatlı kişiler) yıllardır sıkıntı içine sokan çok başlı yapı söz konusu KHK ile ortadan kalkmakta, bağımsız denetim alanında tek başlı bir yapıya geçiş sağlanmaktadır. Başka bir ifadeyle bu alanda yetkili olan yukarıda sayılı tüm kurum ve kuruluşların yetkileri bu KHK ile ellerinden alınmıştır. Ancak, bu kurumların kendi alanlarını düzenleme yetkileri devam etmektedir. Örneğin, SPK sermaye piyasasını düzenleyici ve denetleyici otorite olarak faaliyetlerini sürdürmektedir.
  • SPK tarafından başlatılmış uygulamalar bu kapsamda Kamu Gözetimi Kurulu tarafından kabul görmektedir. Örneğin; Kamu Gözetim Kurulu tarafından 2012 yılı sonuna kadar yapılacak SPK Bağımsız Denetim Lisanslama sınavları kabul görmüştür. Aynı şeyi biz de TÜRMOB Bağımsız Denetim Eğitimleri için bekliyor ve talep ediyoruz. Kamu Gözetim Kurulunun başlatmış olduğumuz eğitimleri kabul etmesini istiyoruz.
  • Değerli Arkadaşlarım, Sayın Konuklar,
  • Muhasebecilik mesleği uluslararası gelişmelere paralel olarak gün geçtikçe yeni uzmanlık alanlarıyla tanışmaktadır. Bu alanlardan birisi de halka açık şirketler, bankalar ve sigorta şirketleri için öteden beri var olan yeni Türk Ticaret Kanunu ile kapsamı genişleyen bağımsız denetim alanıdır. Bağımsız denetim; muhasebe mesleğinden ayrı bir meslek değil, muhasebe mesleğinin teknik bir uzmanlık alanıdır. Bu nedenle; gerek 660 sayılı KHK’da gerekse şu aşamada taslak halinde olan ve Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulunun resmi internet sitesinde kamuoyunun görüşlerine açılmış “Bağımsız Denetim Yönetmelik Taslağı”nda bağımsız denetimin ancak meslek mensupları (SMMM ya da YMM ruhsatı almış kişiler) tarafından yürütüleceği amir hüküm olarak esas alınmıştır.
  • Ancak; Yönetmelik Taslağı incelendiğinde; bağımsız denetim faaliyetinin uygulayıcı yönü olan meslek mensuplarımızın ve Birliğimiz TÜRMOB’un ihmal edildiği görülmektedir. Bağımsız denetim sürecinin hiçbir aşamasında ve unsurunda TÜRMOB’a herhangi bir atıf söz konusu olmayıp, sürecin hiçbir noktasında TÜRMOB ile işbirliği ve istişare öngörülmemiştir.
  • Oysa; uluslararası uygulamalarda başta ABD’de Kamu Gözetimi Kurulu ve Avrupa Birliğinin çoğu ülkesinde; bu Kurulların meslek örgütleriyle istişare halinde ve uyumlu bir şekilde çalıştıkları görülmektedir. Meslek mensubu denetçilerin sicilleri ve kütükleri üyesi bulundukları meslek örgütlerinde tutulmakta; denetçi eğitimleri dahil tüm mesleki eğitimler ve denetim sınavları ile birlikte tüm mesleki sınavlar meslek örgütleri tarafından yapılmaktadır. Denetçilerin disiplin dosyaları da meslek örgütlerinde takip edilmektedir. Bu kapsamda Kamu Gözetim Kurullarının odaklandığı nokta yapılan bağımsız denetimin denetim standartlarına uygunluğunun gözetimi olmakta, bu çalışmayı yürütürken her türlü bilgiyi meslek örgütünden elektronik ortamda bir işbirliği içinde temin etmektedirler. Bu güzel bir işbirliği örneğidir ve temeli gözetim kurullarının bazı yetkilerini meslek örgütlerine devretmesiyle mümkündür.
  • Değerli Arkadaşlarım,
  • Hepinizin bildiği üzere TÜRMOB olarak Yeni Türk Ticaret Kanununun getirdiği başta bağımsız denetim olmak üzere yeni uygulamalar için meslek mensuplarımızı hazırlamak üzere 2011 yılında bir Bağımsız Denetim Eğitim Seferberliği başlattık. TÜRMOB meslek mensuplarından hiçbir eğitim ücreti talep etmeksizin, kendi kaynaklarını kullanarak büyük bir projeye girişmiştir. Öncelikle bağımsız denetçi eğitimini yürütecek eğitimcilerin eğitim programı tamamlanmış ve sonrasında denetçi eğitimi programları başlatılmıştır. Şu aşamada ülke genelinde meslek odalarında 40.000’in üzerinde meslek mensubunun bağımsız denetim eğitimleri tamamlanmak üzeredir. Bu KHK ile bağımsız denetim eğitimlerinin önemi bir kat daha artmış bulunmaktadır.
  • Konuya ilişkin Yönetmelik taslağı ile getirilmek istenen eğitim programı zaten TÜRMOB tarafından üyelerine verilmeye başlandığına göre, ülke kaynaklarının etkin kullanımı açısından en uygun yol TÜRMOB eğitimlerinin Kamu Gözetim Kurulu tarafından kabul görmesidir.
  • Benzer şekilde uluslararası uygulama ve gelişmelere paralel olarak ;
  • • Denetçilerin eğitimleri yanı sıra denetçilik sınavlarının;
  • • Denetçilerin sicil ve kütüğünün oluşturulması işlemlerinin;
  • • Denetçilerin disiplin ve soruşturmalarının,
  • • Bağımsız denetim standartlarının belirlenmesinin,
  • mesleğin üst Birliği TÜRMOB’a devredilmesi gerekmektedir.
  • Uluslararası gelişmelere paralel olarak Kamu Gözetimi Kurulu esas olarak bağımsız denetim faaliyetinin kalitesine odaklanmalı ve bağımsız denetim kuruluşları ve denetçileri üzerinde etkin bir gözetim sistemi kurmalıdır. Ancak bu şekilde; ABD’de 2000’li yılların başında yaşanan Enron skandalı benzeri muhasebe usulsüzlükleri ve denetim ihlallerinin önüne geçmek mümkün olabilecektir.
  • Hepsinden önemlisi şudur ki, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu faaliyetlerini yürütmesi için muhasebe mesleğinin üst Birliği olan TÜRMOB’un 23 yıllık mesleki deneyimine ve gücüne, meslek mensuplarının gayret ve çalışmalarına gereksinimi olduğu ortadadır. TÜRMOB olarak Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu ile bir işbirliğine hazır olduğumuzu bir kez daha ifade eder, ülkemizde bağımsız denetim uygulamalarının başarısı açısından iki kurum arasındaki işbirliğinin zaten beklenen doğal bir sonuç olduğunu vurgulamak isterim. Zira bağımsız denetim faaliyeti; bağımsız denetçi yani biz meslek mensubu SMMM ve YMM’ler olmadan yürütülemez. Böyle bir bağımsız denetim faaliyeti hayal ediliyorsa; bu olsa olsa öğretmensiz bir okulda verilen eğitime benzer.
  • Sayın Katılımcılar,
  • Sözlerime son verirken, Konya Odamıza geleneksel hale getirdiği Anadolu Odaları Eğitim Seminerlerinin bu onikincisini düzenlediği için tekrar teşekkür ediyor ve oturumların başarılı ve verimli geçmesini diliyorum.

ikinci el eşya alım satım ikinci el eşya escort bayan escort bayan escort bayan