Bağımsız Denetim | Bağımsız Denetim İç Denetim Finasal Denetim Sitesi - Part 29

Denetimin Temel Esasları

Denetimin Temel Esasları

Literatüre göre, esaslar “postulalar” bir çalışmanın gerekli şartlarını ifade eder. Denetimi diğer araştırma tiplerinden ayıran gerekli şartlar şöyle sıralanabilir:

a) Amaçlar

b) Görüşler

c) Kanıtlar

d) Kriterler

GAAP, Generally Accepted Accounting Princıples = Genel Kabul Görmüş Muhasebe ilkeleri, ı- • ı GAMP, Generally Accepted Management Princıples = Genel Kabul Görmüş Yönetim ilkeleri.

a- Amaçlar

Denetim çalışmasının amacı denetçinin denetim hedeflerine göre belirlenir. Örneğin Mali/Doğruluk denetiminde amaç (GAAP)’den sapmaları açığa çıkarmak olabilir. Ancak denetçiden işlemlerin doğruluğu ve uygunluğu konusunda görüş bildirmesi istenmiş ise o zaman denetimin amacı, hesaplardan sorumlu olanları belirlemek ve zamanında önlem alınmasını sağlamak üzere yasalara uygun olmayan işlemlerin ortaya çıkarılması olacaktır. Performans denetiminde ise amaç işlemlerin verimliliği etkenliği ve tutumluluğu konusunda bir rapor verilmesi olabilir.

b- Görüşler

Her denetim faaliyeti, denetçinin denetlenen konu hakkında görüş bildirilmesine dayanır. Şirketin ana tüzüğü veya ülkenin kanunları bu görüşlerin yapısını açıklar. Mesela mali denetim, kurumun mali yapısı üzerine bir fikir verir. Denetçiler mali yapının, kurumun faaliyetlerini doğru ve tam olarak yansıtıp yansıtmadığını görüşlerinde belirtirler. Bu görüşler denetçinin yargılarına dayanır gibi görünürse de objektif kanıtlarla desteklenecektir. Kamusal bazda, düzenlilik denetiminde denetçiler, denetlenenlerin amaçlarına ulaşmaları konusunda görüş bildirmedikleri gibi performans konusunda da fikir belirtmezler. Mali yapının açıklığı ve doğruluğu, iç kontroller konusunda vardıkları sonuçları ve bulguları rapor olarak sunmak yerine zaman zaman mali yapının belli kısımları, sözleşmeler, bağış ve yardımlar, iç kontroller, bilgisayar sistemleri ve suistimal ihbarları üzerinde çalışma yaparlar.

c- Kanıtlar

Kanıtlar toplanmadan denetim yapılması mümkün değildir. 30 Denetimin sonuçları tam ve yeterli kanıtlara dayanmalıdır. Denetim kanıtları tesbitlere temel oluşturur. Dar anlamda denetimin işlevi, kanıt toplama ve toplanan kanıtları değerlendirmedir. Denetimde kanıt ise, doğruluğu ya da yanlışlığı kanıtlayan nesnelerdir. 31

Kanıtlar fiziksel, (gözlem veya doğrudan denetleme yoluyla) belgelere dayanan, görülen veya çözümsel olabilir. Önemli olan bunların yeterli, sağlam ve uygun nitelikte olmasıdır. Kanıtın yeterli olması demek denetçinin ididalarını ispatlayabilmesi için yeterli olması demektir. Uygun nitelikte kanıt ile olay

30 Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz.Muhammed Akram Khan; Evidence in Performance Auditing Directorate-Genera) of Department of the Auditor-General of Pakistan, Occasional Paper Series 9-Pakistan Lahore 1990 ve Audit Evidence, nisan 1980, 3203 Auditing Guidelines, Operational Auditing and Reporting 1985/86, The Institute of Chartered Accountants m England and Wales, London, 1985, s.30-32

‘” Özel, a.g.m.. s.7.

arasında mantıklı ve makul bir ilişkinin varlığını ifade eder. Sağlam kanıt ifadesinden de kanıt konusunda duyulacak herhangi bir şüphenin sözkonusu olmaması kastedilmektedir. Bilgisayar sistemlerinde kanıt güvenilir veriler olacaktır. Normal olarak denetçi bilgisayar sisteminin genel durumunu ve uygulamalarını gözden geçirerek verilerin güvenilirliğini belirler. Eğer bu tür bir inceleme mümkün değilse ya da kontroller güvenli bulunmuyorsa o zaman sağlam kanıtlar toplamak için diğer testler uygulanır.

Bir denetçi ile bir araştırma firması görevlisinin kanıt toplaması arasında büyük fark vardır. Firma görevlisi gerçekte mevcut olmayan bir senaryodan kanıt oluşturur. Olay yerine gidip ilgili insanlarla görüşerek kanıt toplamaya çalışır. Buna karşın denetçi denetlenenlerin hazırlamış olduğu hesap ve diğer işlemlerin doğruluğunu inceler. Denetçi yerinde fiziksel bir araştırma yapsa bile denetlenenlerin hazırladığı yapı üzerinde denetlemelerde bulunur. Belirtilmesi gereken önemli bir husus, mali denetimde denetçilerin müşterinin (kurum yetkililerinin) verdiği bilgilere güvendiğinin kabul edilmesidir. Performans denetiminde ise, denetçiler dışarıdan bilgi edinmeye çalışırlar, bilhassa bu, daha sonra kriterlerin oluşturulması için gereklidir.

d- Kriterler

Belli kriterler olmadan denetim yapmak mümkün değildir. Kriter kavramı32 denetlenen işlemlerin doğruluğunu, yasa ve düzenlemelere uygunluğunu, düzenliliğini açıklığını ve etkenliğini ölçen kıstasları ifade eder. Düzenlilik denetiminde denetim kriterleri Genel Kabul Görmüş Muhasebe İlkelerinden ve mali hukuk düzenlemelerinden çıkarılır. Ancak performans denetiminde kriterlerin oluşturulacağı kaynaklar çok sayıdadır.’

Örneğin performans denetimi kriterleri, genel kabul görmüş yönetim prensiplerini esas alabilir.

Bunun yamsıra bilimsel çalışmalar, profesyonel kurumların bildirileri, endüstriyel performans standartları ya da denetlenen kurumun geçmiş deneyimleri kriter oluşturulmasına kaynak teşkil edebilir.

Denetimin Anlamı ve Tanımı

Denetimin Anlamı ve Tanımı

Denetim kavramına ilişkin açıklamalara geçmeden önce, ilk planda bu kavramın ne anlama geldiğinin belirlenmesi gerekmektedir. Sosyal birimlerin çeşitli alanlarında “denetim” kavramı konusunda değişik tanımlara rastlanılmaktadır. Bu tanımlardan en kapsamlı ve çalışma konusunu da kavrayan denetim tanımı “Denetlenen olarak adlandırılan bir kişi veya grubun soyut veya somut bir eylemi olabilen bir unsurla; denetleyen olarak adlandırılan bir kişi veya grubun koyduğu norm, değer veya standard ya da yerine getirilen veya getirilecek bir görev (rol) ve birinci unsuru ölçmeye yarayan unsur arasındaki karşılaştırma ve karşılaştırmanın işlevsel sürecidir.” şeklinde yapılmıştır.

21 Bkz.Pekiner, a.g.e., s. 3,

22 Bkz.Cevdet Atay, Denetim ve Yönetimin Denetlenmesi-Uludağ Üniversitesi İkt.ve İd.Bil.Fakültesi, Bursa, 1989, s.4.

Amerikan Muhasebe Derneği (AAA) tarafından “Denetim” şöyle tanımlanmıştır. “Denetim, işletmelerin ekonomik faaliyetlerini ve faaliyet sonuçları ile belirlenmiş standart ölçütler (genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri) arasındaki uyum derecesini saptamak amacıyla sistematik ve objektif bir biçimde, kanıt toplanması, değerlendirilmesi ve sonuçlarının ilgili kullanıcılara iletilmesi surecidir.

Macmillan Muhasebe sözlüğünde ise; “Denetim; bir yatırımın mali yapısı üzerinde işin sonuçlan ve yasal yükümlülüklere uyma konusunda, görevli denetçilerin fikirlerini ifade etmeleri amacıyla yapılan bağımsız bir incelemedir. Denetim muhasebe süreci dahilinde bir mekanizma olup, bu mekanizma vasıtasıyla, ilgili taraflar adına bir kurumun mali kaynaklarının kullanılmasındaki performansın kontrol edilmesi ya da gözlemlenmesidir.”

Diğer denetim tanımları ise aşağıda verilmiştir:

“Kalkınma için sistemci denetim: Bir kuruluşun ve ilgili insanlarının amaç, hedef ve standartlarının, normlarının; demokratik ve bilimsel olasılık ve görecelik; probabilite ve relativite ölçüleriyle saptanmasına yardımcı olmak; sonuçlara vardırılmasma ait verimlilik, etkinlilik ve ekonomi derecelerini ölçmek, karşılaştırmak, değerlendirmek ve kendine yeterli değişim ve gelişimleri desteklemek fonksiyonudur.

“Çok genel anlatımla denetim, yönetimin ortaya koyduğu standartlardan hareket ederek uygulamanın bu standartlara ve planlanan esaslara göre durumunu ortaya koymak ve mevcut standartlarda yapılması gereken değişiklikler varsa öneriler getirmektir”.

“İşlemlerin, yasal, bilimsel ve düşünsel kurallara uygunluğunu araştırmak

amacıyla uygulama sırasında, öncesinde veya sonrasında yapılan incelemelerdir”.

“Denetim, bir faaliyetin verimlilik, etkenlik ve tutumlulukla yönetilip yönetilmediğinin değerlendirilmesinde önemli bir yönetim aracıdır”.

“Denetim, hesap verme sorumluluğu ile ilişkili ve onun üzerine kurulu bir süreçtir. Doğruluğu ve haklılığı varsayılan sorumlular hakkında rapor tesis etmek

için üçüncü bir kişi tarafından gerçekleştirilir. Ve öncelikle sorumluluğunu temsil ettiği kişinin çıkarlarına hizmet eder”.

Denetim ka,vramının anlamına ilişkin verilen tanımların sayısı çoğaltılabilir. Dünyanın her yanında kabul gören genel bir denetim tanımı yapmak oldukça güçtür. Ayrıca denetimin girdiği her alanda konulara özgü olarak ayrı ayrı denetim tanımı yapılmaktadır. İşletme, muhasebe, ekonomi ve mali alanların yanında, kamu ve özel kesimde, yasama, yürütme ve yargıda yapılan denetimler için kendilerine özgü denetim tanımları yapmak mümkündür. Ancak bu tür tanımlar, konuyu daha fazla açıklamayacağı gibi yeni bir unsurda katmayacaktır. Bunun yerine yukarıda yapılan tanımlardan açıklanması gereken bazı unsurları ortaya çıkarmak buna göre bazı sonuçlara varmak ya da genellemeler yapmak daha yerinde olacaktır.

Bunlar şu şekilde sıralanabilir:

. Bağımsızlık

. Düşüncelerin ifade edilmesi . Yasal yükümlülere uyulması . Hesap verme sorumluluğu . Performansın kontrolü a- Bağımsızlık

Denetimin tanımında, denetçilerin çalışmalarında bağımsız olmaları gereğinin bir ön koşul olarak belirtildiği görülmektedir.

Denetçinin bağımsız olması aşağıda sayılan koşulların sağlanmasını ifade eder.

i) Hesapların kaydedilmesi ve işe ilişkin işlemlerin yürütülmesi ile uğraşmamak;

ii) Denetlenenlerin emri altında olmamak, olanlarla birlikte çalışmamak;

iii) Geçimini, denetlenen kurumdan sağlamamak ve

iv) Denetçinin bağımsızlığı, çalışması veya fikirlerini ifade etmesinin hiç bir iç veya dış etkiyle zayıflatılmamasıdır. Kurum içi denetim yapan elemanların bağımsızlığı ancak doğrudan en üst düzeydeki yöneticinin emri altında olmaları yoluyla sağlanabilir.

39 Wezir Ahmad Qureshi, Evolution and Practice of Comprehensive Auditing in Canada, Director General Performance Audit-Department of Auditor-General of Pakistan, Lahore, 1986,s.9-11.

b- Düşüncelerin İfade Edilmesi

Tüm denetim çalışmalarının nihai amacı, denetlenen kurumun mali yapısı hakkında edinilen düşüncelerin ifade edilmesidir. İfade edilecek düşüncelerin tam olarak sınırları yasalarda ve mevzuatta belirlenir. Ancak kurumunu denetletmek isteyenlerin arzusu üzerine daha özel bir değerlendirme yapılabilir.

c- Yasal Yükümlülüklere Uyulması

Çeşitli kurumların hesaplarının bağımsız denetçiler tarafından denetlenmesi hususunda yasal yükümlülükleri vardır. Ancak diğer bazı durumlarda özel sektör hesaplarının denetimi için şirketler hukuku bu yasal şartları belirler. Kamunun yüksek denetiminde ise Sayıştay’ın görevleri ülkenin anayasasında yer alır. Genel olarak kavram ve şartlar anayasa ve yasalar ışığında belirlenir. Öte yandan, denetimin kapsamı özel denetimde sözleşmelerle ve kamu denetimide yasalar ile belirlenir.

d- Hesap Verme Sorumluluğu (Accountability)

Hesap verme sorumluluğunun literatürdeki anlamı yapılan işlemlerden kişilerin sorumlu olmasıdır. Her kurumda kaynak yönetiminden sorumlu kişilerin bu kaynakları kullanma şekilleri konusunda açıklama yapmaları, hesap vermeleri beklenir. Kuruluşun sahipleri yöneticilerden istedikleri raporların şekil ve içeriğinin nasıl olacağını belirlerler. Mali denetimde denetçiler, çoğunlukla denetlenen kurumun hesap kayıtlarının denetimi ile ilgilenir ve kurumun mali yapısı hakkında görüş bildirir. Kamu yönetiminin denetiminde ise hesap verme sorumluluğunun koşulları yasama tarafından belirlenir.

Kamu kesimi bağlamında hesap verme sorumluluğu kavramı ile kasdedilen yürütmenin faaliyetlerinin yeterliliği ve doğruluğu üzerine yasama organına bilgi verilmesidir.

e- Performansın Kontrolü

Geleneksel olarak performans kontrolü, mali performansın kontrolünü ifade ettiği izlenimini vermektedir. Çoğunlukla kurumun kâr ve zarar durumunu gösteren bir rapor şeklinde olacaktır. Belli durumlarda aynı zamanda kurumun mali disiplini konusunda bir raporu da kapsar. Ancak son zamanlarda performans denetimi kavramı çok daha geniş anlamda düşünülmektedir. Performans denetimi aynı zamanda kurumun çalışma performansını da içine alan bir raporu ifade etmektedir. Bu şekilde performans denetimi kavramı denetçilerin meşru yetki alanı olarak tanınmaya başlamıştır.

4- Tanımların Ortak Özellikleri

Denetimin uğraş alanı yaşanmış veya yaşanacak ekonomik ve mali olaylardır.

• Denetim işlevinin önceden saptanmış standartlara (ölçütlere) gereksinimi vardır.

• Denetim, işletme veya bir kuruluşun bilgilerinin güvenilirliğini kanıtlar.

• Denetim, yönetimi ve yetkilileri hukuka bağlılığa ve uygunluğa zorlar.

• Denetim, yönetimin yasalardan veya sözleşmelerden doğan yükümlülüklere uymasını sağlar.

• Denetim, kaynak yönetiminden sorumlu kişilerin bu kaynakları kullanma şekilleri konusunda açıklama yapmalarını ve hesap vermelerini sağlar.

• Denetim standatlara uygunluk araştırmasıdır.

• Denetim, denetlenen kurumun mali yapısı hakkında ilgililere fikir verir.

• Denetim, bir kuruluşun veya yönetimin ilgili taraflar adına mali kaynaklarının kullanılmasındaki verimlilik, etkenlik ve ekonomiklik derecelerini ölçmek, karşılaştırmak ve değerlendirmek işidir.

• Denetim, bir çok eylem veya işlem içeren faaliyetler dizisi olan bir işlev ve aynı zamanda bir muhasebe süreci dahilinde bir mekanizmadır.

• Denetim, kaynakların kullanılmasındaki performansın kontrol edilmesini ya da gözlenmesi işidir.

• Denetim, sonuçta bir değerlendirme, yargıya varma ve saptama yapma işlemidir.

• Denetim, sonuçlan ilgili taraflara, yönetime veya kamu oyuna bildirmek suretiyle, (toplumda-işletmede-kurumlarda) -“yeterli değişim ve gelişmelere yardımcı olur. Denetim bağımsız bir incelemedir.

Dilbilim Yönünden Denetim

Dilbilim Yönünden Denetim

Gelişme derecesi ne olursa olsun her dilde yer alan, belirli deyim veya

sözcüklerle anlatılan ve Latince “Contra Rotulus” kelimelerine dayanan denetim;

kontrol, revizyon teftiş ve murakabeye göre daha geniş ve kapsamlı bir kavramdır.

Türkçe’de ise; bazı yazarlar denetim sözcüğünün eski dilde kullanım şekli ve karşılığının “rukuk” kökünden gelen “murakabe olduğunu söylemişler ise de; Arap harfleri ile basılı olan Mehmet Selahi’nin Kamus-u Osmanisinden murakabe kelimesine rastlanmamış ancak bu kelimenin kökü olan “Rekabe” kelimesi bulunmuştur. Fü’asıl gözetmek, gözlemek manasına geldiği yazılıdır. Türkçe sözlükte ise; “denetlemek: neler olduğunu, neler olacağını anlamak için bakmak, murakabe etmek” olarak tanımlanmıştır.

DENETİM KAVRAMI

DENETİM KAVRAMI

Denetim geniş kapsamlı bir kavramdır. Uygulamada yoklama, kontrol, revizyon, inceleme, teftiş ve murakabe, tahkik, muayene, araştırma, gözleme, sınama ve gözetleme gibi denetleme hizmetlerine ilişkin deyim ve kavramlar rasgele kullanılmaktadır. Terminolojideki dağınıklık bu terimlerin çoğu kez eşanlamlı olarak kullanılmasına neden olmaktadır. Bu kavram kargaşası aynı zamanda bu hizmetleri yürüten elemanların görev ve yetkilerinin belirlenmesinde de sorunlar yaratmaktadır. Denetim kavramının açıklanmasında, denetime yakın kavramların, dilbilim yönünden sözcük karşılıklarının öncelikle belirlenmesinde yarar vardır.

1- Denetim ve Benzer Kavramlar

Denetimin tanımını yapmaya çalışmadan önce denetime yakın kavramlardan bazılarını açıklamakta fayda vardır.

Revizyon: Tekrar görmek, bir daha incelemek anlamında Latince “devidere” sözcüğünden gelmektedir. Bir işletmenin bünyesi ve faaliyetleri ile ilgili konuların incelenmesidir. Tekrar görmek, bir daha görmek manasını ifade etmektedir. Bu nedenle revizyon, inceleme ile sıkı sıkıya bağlı bir tanımdır.

Kontrol: Latince karşılaştırma cetveli manasına gelen “Contrarotula” kelimesinden üremiştir. Revizyonla sıkı bir ilişkisi olup, bazen aynı mânada kullanılmakla beraber, birbirinden ayrılması gerekir. Kontrol, bir organizasyonda ortaya çıkan hataların bulunmasını müteakip, bunları düzeltmek için alman önlemler ile yapılan faaliyetleri anlatan bir kavramdır. Kontrolün amacı revizyondan beklenen sonuçlara benzemekte, fakat daha ileri bir amacı hedef tuttuğundan aralarında fark bulunmaktadır. Ortak nokta, hataları meydana çıkarmak, onları göstermektir.

Teftiş: Revizyon ve kontrolün anlamdaşı olarak kullanılmaktadır. Latince “Inspicere” sözcüğünden gelmektedir. Gözden geçirmek, tetkik etmek, incelemek, yoklamak, süzmek demektir. Bir idarecinin işlerin yolunda gidip gitmediğini anlamak için işletmeyi gezmesi, bir çeşit teftiştir. Burada, işler hakkında bir fikir edinmek için başvurulan araç, işletmenin gözden geçirilmesidir.

Klasik anlamda teftiş kavramıyla, tahkikat kavramının birbirinin yerine kullanıldığı görülür. Genelikle teftiş, revizyonla birlikte kullanılan hatta bazı durumlarda revizyonun koşulunu oluşturan önemli bir kontrol aracıdır. Aralarındaki ilişkilere rağmen teftiş kavramının diğerlerine göre bariz özellikleri bulunmaktadır.1

Bu kısa açıklamalardan sonra şimdi de Kontrol, Revizyon ve Teftiş arasındaki farkları şu şekilde belirtilebiliriz.

• Kontrol, işlem ve kayıtların yapıldığı sırada uygulanır. Bu nedenle, organik ve devamlı bir nitelik gösterir. Revizyon ise yapılmış işlemlerin ve bunlara ait kayıt ve hesapların sonradan gözden geçirilmesi suretiyle yapılır. Bu nedenle, periyodik veya geçici bir karakter taşır.

• Kontrol, işletmenin organizasyonuna bağlı olarak ve işletme içinde cereyan eder. Revizyon ise, prensip olarak, işletme dışı organlar tarafından dışarıdan yapılan bir incelemedir.

• Kontrol, işletmenin işlem ve kayıtlarında düzen ve güvenirlilik sağlaması nedeniyle, revizyonun daha kolay ve derinliğine incelenmesi şeklinde uygulanmasına neden olur. Revizyonun işlem üzerinden belirli bir süre geçtikten sonra yapılmasına karşılık, kontrol, incelenen işlem ile birlikte yapılır.

• Kontrol, meydana gelen ile öngörülen arasında sürekli şekilde yapılan karşılaştırmaların sonuçlarıdır. Kontrol, dar bir çerçeve içinde ele alınmamalı ve tamamen geniş bir hareket içerisinde düşünülmelidir. Etkili bir kontrol, hedeflere yönelik olarak, planlamaya, şematik hale getirmeye, yönlendirmeye ve raporlara dayanır. Kontrol geçmişin deneylerinden yararlanarak, gelecekteki hedefleri gerçekleştirmeye yardımcı olmak gayesini güder. 18

• Revizyon, bir şahsın, bir teşebbüsün veya herhangi bir teşekkülün defter ve belgelerinin muhasebeye uygun, düzenli ve samimi şekilde tutulup tutulmadığının saptanması, bazen de söz konusu şahsın, teşebbüs veya teşekkülün durumunu gösterme olanağı veren delillerin ortaya konması ya da muhasebece kayda alman bir veya birden çok işlemin doğruluğunun aydınlatılması amacı ile belgelerin eleştirisi şeklinde incelenmesidir. 19

• Kontrolün esasını, belirli bir amaca göre yapılacak işletme analizleri meydana getirmektedir. Bu durumda kontrol, içinde bulunulan durum ile olması gereken durumun karşılaştırılması olabileceği gibi, zaman bakımından da karşılaştırma veya işletmeler arası karşılaştırma için de yapılabilir. Revizyon ise; geçmişe dönük bir faaliyet olarak tamamlanmış olan faaliyetlerin gözden geçirilmesini ifade eder. 20

• Revizyon ve kontrol genel olarak organizasyon faaliyetlerinin her aşamasında ve kademeli olarak üst-ast ilişkisi içerisinde yapılır; ancak teftiş bir makam adına, o makam tarafından görevlendirilen ve teftiş işiyle yetkili elemanlarca yürütülür.

• Revizyon ve kontrol, organizasyondaki faaliyetleri ve işlemleri devamlı olarak incelemeye yöneliktir.

• Teftiş ise gerek görüldükçe ve belirsiz zamanlarda yapılır; yönetime müdahale etmemekle beraber gerektiğinde sorumlu memura işten el çektirilebilir.

• Revizyon ve kontrolda inceleme görevinin zamanı, inceleme konusu ve inceleme alanı evrak açısından sınırlanmasına karşın, teftişte bu sınırlamalar daha soyut bir nitelik arzeder. Müfettiş gerek görürse mahrem sayılan tüm evrak ve belgeleri de re’sen isteyebilir ve inceleyebilir.

• Revizyon ve kontrolda bir daha görme, inceleme ve karşılaştırma yöntemleri kullanılır.

Teftiş sırasında bunlara ek olarak;

*Teftiş edilen birinin tüm özellikleri araştırılır, Faaliyet alanı belirlenir,

*Çalışma koşulları değerlendirilir,

*Teftiş edilenlerin bilgi ve ahlaki düzeylerini belirlemek için çaba sarfedilir,

*Daha üstün bir düzeye ulaşılması amacıyla ilgililere yol gösterilir ve fırsat bulundukça eğitilmeleri yoluna gidilir.

• Teftiş sonucunda, revizyon ve kontrolda olduğu gibi hatalı uygulamalar belirlenir; ancak açık ihmal ve suç teşkil eden fiillerin tesbit edilmesi halinde, diğerlerinden farklı olarak müfettiş tarafından durum adına hareket ettiği makama veya ceza uygulayıcılarına bildirilir. Ayrıca açık ihmali ve suçu sabit görülenler müfettişlikçe re’sen görevlerinden alınabilir. Bu özelliği teftişin psikolojik etkisi nedeniyle caydırıcı bir rol oynadığını gösterir.

‘ Kamuran Pekiner, İşletme Denetimi, İşletme Analizi, İ.Ü. İşletme Fakültesi Muhasebe Enstitüsü Yayım, No.22, İstanbul, 1977, s.4.

• Müfettişler, kanun, tüzük, yönetmelik, genelge v.s. mevzuat hükümlerinin uygulanmasında ortaya çıkan aksaklıkları bir raporla ilgili makamlara bildirirler. Bu gibi çok yönlü araştırma ve inceleme, revizyon ve kontrol işlevlerini yürütenlercede yapılmaktadır.

Murakabe: Yukarıda belirtilen revizyon, kontrol ve teftiş terimlerinin hepsini kapsamaktadır. Çeşitli sözcüklerde kelime anlamı, bakıp gözetmek, göz altında bulundurmak, teftiş etmek, denetlemek, kontrol etmek olarak kullanılmıştır.

GENEL OLARAK DENETİM

GENEL OLARAK DENETİM

I. DENETİMİN OLUŞUMU, GELİŞİMİ VE KAVRAMI

A. DENETİM OLGUSUNUN BAŞLANGICI

Çok eski meslek olan denetim, insanın saymayı öğrendiğinden itibaren başlayarak ve çeşitli değişimlerden geçerek günümüze ulaşmıştır.

İşlemlerin az ve basit olduğu başlangıçta günlük hesapların kontrolü ile görevlendirilmiş bir kişi (ki bunlara Munshi denilirdi) , bütün gün harcamada bulunan kişiye akşamları her bir işlemi miktar ve içerik itibariyle okutur, hesaplar hakkında fikrini söylerdi. Hesapların kontrolü ile görevlendirilen bu kişinin görevini dinleyerek yapması nedeniyle “dinleme” kavramının İngilizce (audience-audition) ve Latince (audire-audencia) olan sözücük karşılıklarından hareketle bu kişiye “auditor” (denetçidenetleyen) denilmiştir. Böylece duymak, haber almak anlamına gelen “audit” kavramı denetim karşılığı olarak kullanılmaya başlanılmıştır. Zamanla denetçi her bir hesabı kalem kalem dinleme yerine bütün işlemleri fiziki olarak doğrulama usulüne geçmiş, varsa hataları, eksiklikleri, suistimalleri de belirtilmek suretiyle fonksiyonunu arttırmıştır.

B. DENETİMİN GELİŞİMİ

1- Eski Dönem

Bazı denetim elemanları ve akademisyenler denetimin köklerini bulabilmek için arşivlere inmişlerdir. Bunlardan Vassilios P.Filios kamusal denetimin tarihi köklerinin, M.Ö. 3000 yıllarında Ninova (Mnevoh) kentine kadar uzandığım

saptamıştır. Arkeolojik bulgular ve halen mevcut kayıtlardan elde edilen bilgiler

1 Waimatullah Abid, Performance Evaluation and Performance Audit, Department of the Auditor-General of Pakistan Lahore, Aralık 1990, s.l

2 Abid, a.g.e., s.l.

3 Muhammed Akram Khan, A. Beginner’s Introduction to Auditing, Directorate-General of Research and

Devolopment, Department of the Auditor-General of Pakistan, Occaisional Paper Series 1 Şubat 1989, s.l

4 Ira Sharkansky, “The Devolopment of State Audit”, State Audit and Accountability, State of isreal

Comptroller’s Office, Jerusalem, 1991, s.5 şimdi Irak olarak bilinen eski Mezopotamya’da hüküm süren kralların, kraliyet tahıl ambarlarının sayımını yapmak, buradaki görevlileri ve sorumluları kontrol edebilmek için katiplerine görev ve sorumluluk verdiğini göstermektedir. Bu bulgular hem kamu mallarının hesaplarının ve muhasebesinin, hem de devlet yönetiminde faaliyetlerin denetiminin orijinini oluşturmaktadır. J V.P. Pillios, Yusuf Peygamberi de denetçilerin üstadı olarak kabul etmiştir. Read more


ikinci el eşya alım satım ikinci el eşya escort bayan escort bayan escort bayan