Tag Archive for 2013 ekonomide büyüme yılımı olacak

Bakan Ergün 2013 yılında ekonomik büyümede Frene fazla basmayız

  • Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, 2013 yılında ekonomik büyümede ayağın frenden biraz çekilebileceğini, ancak bunun ”Tedbirsiz gideriz, gaza basarız, canımızın istediği gibi gideriz’ manasına gelmeyeceğini söyledi.
  • 2013′te de hakikaten sisli olan, yolu göremediğimiz yerler, keskin virajlar var. Bizden kaynaklanan şeyler değil bunlar. Ama bizi de etkiliyor. O yüzden temkinli gitmemiz lazım” dedi.
  • Anadolu Ajansı’nın (AA) İstanbul’da Finans Haberleri Editörlüğü bünyesinde başlattığı AA Finans Masası’na konuk olan Bakan Ergün, AA Genel Müdürü Kemal Öztürk ve Finans Haberleri Editörlüğü çalışanlarının sorularını cevapladı.
  • Büyüme konusunda Bakan ergün, bu yıl enflasyonda büyük bir sapma olacağına inanmadığını ifade ederek, enflasyonla mücadele konusunda Merkez Bankası’nın her türlü argümanı rahatça kullanabildiğini kaydetti.
  • Ergün, alınan tedbirlerin Merkez Bankası’nın da öngörmüş olduğu tedbirler olduğunu dile getirerek, ”Bu tedbirleri de dikkate alarak, Merkez Bankası enflasyon hedeflerinde zaten bir makas dahilinde hareket ediyor. Bence o bantta çok fazla bir oynama olmayacaktır” dedi.
  • Ekonomide gaza ya da frene basmanın hiç kimsenin tek başına alacağı bir karar olmadığını belirten Ergün, şunları söyledi:
  • ”Yeri gelir gaza, yeri gelir frene basarsınız. Biz 2012 yılının nasıl bir yıl olacağını 2011 yılında müzakere ettik ve dedik ki; 2012 yılı 2011 gibi olmayacak. Dünyada sıkıntılar var, bu sıkıntılarında bize yansıması olur, dolayısıyla biz tedbirli davranmalıyız. Mesela 2012′de 2011 gibi büyüyemeyiz. Yüzde 8,5 büyüdük ama bir yüzde 8,5′ta 2012′de büyüyelim diye bir hedef koysaydık ne olurdu- Mahcup olurduk, çünkü görüyoruz manzarayı. O kadar ihracat yapamazsınız, o kadar iç tüketime ulaşamazsınız. Açtınız kredi musluklarını, insanların gelirleri o kredileri geri ödemeye müsait değil, hepsi patlar sonra.
  • 2012′de yüzde 9,5′da büyürsünüz ama 2013′te öyle bir çökersiniz ki bir daha 5 sene büyüyemezsiniz. Biz bunları öngördüğümüz için dedik ki yüzde 4′lük bir büyüme öngörelim. Finans sektörü bir bozulursa bütün ekonominin üstüne yıkılıyor. Bir banka kendi başına bir banka gibi olmuyor. O yüzden finans sektörünün seyrini iyi takip etmemiz lazım. Biraz frenli gitmemiz lazımdı, frenli gittik. 2013′te ayağımızı frenden biraz çekebiliriz ama bu ‘tedbirsiz gideriz gaza basarız canımızın istediği gibi gideriz’ manasına gelmez. Çünkü 2013′te de hakikaten sisli olan yerler var, yolu göremediğimiz yerler, keskin virajlar var. Bizden kaynaklanan şeyler değil bunlar ama bizi de etkiliyor. O yüzden temkinli gitmemiz lazım.”
  • -”(ÖTV artışı) konjonktürel değişiklikler ve geçici atılmış olan adımlardır”Bakan Ergün, otomotiv sektöründeki sık vergi düzenlemelerinin uluslararası yatırımcıların Türkiye’de yatırım yapmasını engelleyebileceğine yönelik endişeler konusunda şunları söyledi:
    ”Aslında Türkiye’de otomotivde ÖTV sisteminde bir oturmuşluk var. Bunlar konjonktürel değişiklikler ve geçici atılmış olan adımlardır. Bu oturmuşluğu, Türkiye’de otomotiv sektörünün gördüğünü düşünüyorum. Yüzde 3′lük bir vergi artışını da otomotiv sektörü kendi içerisinde absorbe edebildi.”
    Türkiye’de iç pazarda geçen yıl 600 bin otomotiv satıldığını, bu yıl ise muhtemelen 550 bin otomotiv satılacağını ifade eden Ergün, otomotiv sektöründe yüzde 10-12 civarında bir daralma beklendiğini, ancak buna rağmen bugünkü dünya konjonktüründe bu 550 binlik iç pazar satışının sektör açısından tatmin edici olduğunu kaydetti.
  • Ergün, alınan tedbirlerle büyümenin tüketim harcamaları üzerinden değil, ihracat odaklı olarak gerçekleştiğine dikkati çekerek, otomotiv sektöründeki satış rakamındaki ithal payının yüzde 75′e doğru gittiğini, sektörün bu noktanın üzerinde durması gerektiğini vurguladı.
  • Türkiye’ye otomotivde yeni yatırımların gelmesi gerektiğini dile getiren Ergün, ”Çok gelişen bir pazar var ve gelişmeye de devam edecek. Mutlaka kendi markamızı da bu arada üretmemiz lazım” dedi.
    Ergün, yerli otomobil üretimi konusunun ilgili şirketler tarafından sıkı bir müzakereye tabi tutulduğunu aktararak, bu çalışmayı yavaşlatan unsurların, ekonomik gelişmeler ve pazardaki daralma olduğunu kaydetti.
    Bakan Ergün, ”Bu daralma sırasında bu adımı atmak konusunda biraz yavaş davranılıyor olabilir ama bu daralmanın da geçici olduğunu, bunu önünün açılacağını ve bu konuda karar alma süreçlerinin hızlanacağını görüyorum. Biz de motive ediyoruz onları zaten” diye konuştu.
    Yatırımcıları sadece Türkiye’de değil dünyanın farklı yerlerinde yatırım yapmaya teşvik ettiklerini belirten Bakan Ergün, ”Şirketleri birbirine bağlayın. Onun ihtiyaçlarını buradan buranın ihtiyaçlarını gerekirse oradan karşılayın. Böylece şirketlerin küresel bir güç haline yavaş yavaş gelmesi lazım. Kapalı bir ekonomi yok” ifadelerini kullandı.
  • -81 ilde bilim merkezleri…-Bakan Ergün, Türkiye’de 81 ilde kurulması planlanan bilim merkezlerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, bilim merkezleri konusunda Türkiye’nin, Avrupa ve Amerika’ya göre çok geç kaldığını anlattı.
    Bugün, Amerika’da ve Avrupa Birliği’nin toplamında 300′den fazla bilim merkezi olduğunu dile getiren Ergün, Çin’in son zamanlarda bu konuda büyük atak yaptığını, Türkiye’nin son zamanlarda bilim ve teknoloji alanında yükselen ülkeler kategorisinde yen aldığını söyledi.
    Ergün, Brezilya’nın, Meksika’nın, Çin’in ve Türkiye’nin bilim ve teknolojide yükseldiğine işaret ederek, ”Bu yükselişi bizim hızlandırmamız lazım, büyükşehirlerden başlayarak bilim merkezleri oluşturmamız lazım. Bu projelerde Büyükşehir Belediyeleri bize mekanı oluşturuyor bizde işin teknolojik unsurlarını oluşturuyoruz TÜBİTAK olarak. Şu anda bazı büyükşehirlerle protokoller imzalandı. Mesela Konya’da, Kocaeli’de bina devam ediyor bitmek üzere, Bursa’daki binanın temelini birkaç gün sonra atacağız” diye konuştu.-”TÜBİTAK’ın eli biraz daha genişledi”-TÜBİTAK’ın yaptığı çalışmaların üretime dönüştürülmesi konusunda yeni mekanizmaları devreye soktuklarını belirten Ergün, TÜBİTAK Kanunu’nda da bazı değişiklikler yaptıklarını, TÜBİTAK Enstitülerindeki geliştirilmiş olan bir takım teknolojilerin ve ürünlerin ticarileşmesi amacıyla şirketler kurabilme, ortaklıklar yapabilme, lisans verebilme gibi işlemler TÜBİTAK Kanunu’na işlendiğini anlattı.
    Bakan Ergün, TÜBİTAK’ın elinin biraz daha genişlediğini, proje ve teknoloji günleri adı altında enstitülerde geliştirilen ürün ve teknolojilerle ürünlerini ticarileştirecek olan firmaları bir araya getireceklerini dile getirerek, ”O çalışmaların sonucunda bazı firmalar onların lisanslarını alacaklar, teknolojiyi geldiği seviyeden devralacaklar ve kendi Ar-Ge merkezlerinde işleyerek kendi üretim sistemleri içinde bir teknoloji olarak kullanacaklar. Bu ürünse doğrudan doğruya lisansını alıp o ürünü ticarileştiren bir yola girmiş olacaklar. Önümüzdeki ay itibariyle proje ve teknoloji günleri adı altındaki etkinliklerle şirketler ve enstitülerde geliştirilen teknolojileri ve projeleri bir araya getirmeye başlıyoruz” diye konuştu.
    Yeni teşvik sistemine değinen Ergün, yeni teşvik sisteminin hem bölgesel hem sektörel olmasının, hem de cari açığı giderici stratejik yatırımlar açısından önemli olduğunu vurguladı.
    Ergün, yeni teşvik sisteminin bütün bölgelere, sektörlere yarayan bir teşvik sistemi olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
    ”En basitinden düşünün üniversite öğrencilerimiz açısından öğrenci yurtları bile bu teşvik sisteminin kapsamında yer almaktadır. Türkiye’nin neresinde öğrenci yurdu yaparsanız yapın, bu öğrenci yurtları teşvikli yatırımlar kapsamında yer alıyor. İlk defa bu teşvik sistemiyle paralel olarak geliştirilen özel meslek liselerinin organize sanayi bölgelerinde ve organize sanayi bölgeleri dışında özel meslek liselerinin yapımı ve teşviki gündeme geldi.
    Birçok meslek lisesinin özel sektör tarafından organize sanayi bölgeleri tarafından yapımıyla karşı karşıyayız. Her bir öğrenci başına yatırım teşvikine ilave olarak devletin kendi meslek liselerine yaptığı yatırımların 1,5 katı kadar nakit destek verilecek. Bu teşvik sisteminin heyecan verici tarafıdır.”

    -”Ar-Ge’de bir ışıltı görüyorsanız ona yatırım yapmanız lazım”-

    Ergün, TÜBİTAK’ın bakanlıkları ile ilgili hale gelmesinin biraz zaman aldığını belirterek, bunun yanı sıra yeni destek modelleri de getirdiklerini bildirdi.
    Daha fazla başvuru almaya başladıklarını ifade eden Ergün, şunları kaydetti:
    ”Belki başlangıçta TÜBİTAK kaynakları kullandırılırken ‘bunun hesabını vermek zor olur, herkese vermeyelim diye düşünülebilir’ diye düşünülmüş olabilir. Ar-Ge’de böyle düşünmek doğru değil. Ar-Ge’de bir ışıltı görüyorsanız ona yatırım yapmanız lazım. Bir şey çıkar çıkmaz önemli değil. Bakanlıkta mesela teknogirişimci çocuklar var. Onların projelerinde bir ışık görüyorsak yatırım yaparak, mesela 100 bin lira veriyoruz.
    Hatta ‘batırırsan batır hiç önemli değil’ diyoruz. Çocuk elini korkak alıştırmasın. Şu ana kadar 750 genci böyle destekledik ve kendi şirketlerini kurdular. Bu gençlerden bir kaç kişi dışında işini bırakan olmadı. 750 kişiden 7 kişi bile ‘ben bu işi sürdüremiyorum’ diyen olmadı. Mesela, şimdi bunlara 500 bin lira ikinci bir paket açtık. Ürünlerini prototipe dönüştüren, ürünlerini ticarileştirmeye yakın hale gelenlere destek vermek lazım. Bu da kredi değil, hibe olarak veriyoruz. Bunun ürüne dönüşmesi için genç, yeni teknoloji firmaları doğsun diye yapıyoruz. ABD’de doğan firmalar böyle doğuyor. ABD’de iklim farklı olduğu için o ışık bir anda yayıldı. Bizde iklim bu işlerde ABD kadar elverişli değil, elverişli hale getirmeye çalışıyoruz. Belki bizim ışığımız o kadar hızlı yayılmıyor ama bu iklim oluştukça ışık da daha hızlı yayılacak.”